Kayıtlar

Adem

​ Adem olsa, Yine suçlu ben olurdum. Yine kovulurdum , Çocukluğumun cennetinden.. Yasak bir meyveyle  Bedene bürünen ruhumla, Yine sevmeye çalışır, Güvenmeye çalışırdım belki de. Ama Adem olsa, O meyveyi yer miydi                                      benimle? 29.08.2026 21.27

Herkes Yine

​ Herkes yine Tenlerinde kalan kokuya, Söylemeyediği korkuya, Yaşayamadığı hayallerine mahkum. Herkes yine Kovulduğu cenneten, Sığındığı kalpten, Çocukluğunun masumiyetinden mahrum. Herkes yine  Kırdığı dostuna, Unuttuğu merhametine, Aşkın cehennemine muhtaç. 06.08.2026   13:54

?

​ Kaç sayfa yaşadın? Kaç sayfa yazdın            Senin olmayanlar için. Kaç dudak dokundu                   Sevgiye aç ruhuna? Kaç defa yenildin, Seviyorum kelimesine ? Ruhundaki tüm çiçekleri  Öldürmeli miydin  İnsanları tanımak için? Yine ellerinde                 ruhunun kanı,                 hayallerinin tozu,                 çocukluğunun pembesi kaldı.. 14.07.2026 01.15

Mi

​ Ruhunun gökyüzünden  Kaç yıldız kopardı bu gece? Kaç dalının çiçeklerini vurdu, Kokusundan ayrı kalmak? Özlemekten hırçınlaşan ruhunu Buldu mu gözleri? Çabasız yalnızlığınla savaşında Yanında durabildi mi? Seni senden kurtarabildi mi?

Sarıl bana

Parmak uçlarım Avuçlarına muhtaç kaldığında, Kanatları acır mı Midemdeki kelebeklerin? Bu telaş sürer mi, Saçlarımı               hayatın kışı boyasa da? Mevsimleri ve yılları Saymayı unutur mu, Sevmekle meşgul ruhum. Sarıl bana, Tüm duvarlarım teslim olsun. 27.04.2026

Yüzleş

Kaç yaprak döktü gözlerin? Kaç yol çizdi tenin               kendisine? Mühmel  ruhun Kaç mevsim uyuttu               kırgınlıklarını… Korkma artık. Geceyi yaşamak, Gündüze ulaşacağının Yegane karinesi değil mi? Yüzleşmenin derin korkusunu, Bedeninde hissetmek yerine  Gözlerini perdeleyenlerin, Kalpleri de            mahkumdur mutsuzluğa. Ve unutma. Yalanın baharını, Gerçeğin kışına tercih edenlerin, Önce ruhları ölür. 19.11.2025 01:15

Hilkat budur

Vasıtası yok Düştüğün duygulardan kaçmanın. Hilkat budur. Kalp sevecek, Ruh üzülecek. Kazananı yok Mantıkla kalbin savaşının. Kalbinin kanaatiyle Muayyendir ruhta aşkın yeri. 18.08.2025

Sahte

Yarım kalmış hikayeler, Hikayelerin sahibi bedenler, Bedenlerin büründüğü sahte yüzler, Yüzlerin gizlediği nefisler. Senaryosu yazılmış, Karakteri çizilmiş hayatlar. Çığlık atıyor gözlerde ruhlar. Benlikleri kaos içinde uyuşmuş, Düşünceleri yitik bu yaşam savaşında. Bu yüzden, Yeşilin egzoz koktuğu, Müziğin gürültüye karıştığı Bir avuç kalabalık olduk.. 12.08.2025

Kalp yozlaşır mı?

İnsanın kalbi yozlaşır mı? Sevmekle nefrete              aynı mesafede kalır mı? Kalp sevmek için yaratılmadı mı? Yozlaşmış bir kalp, Kaç karış uzaklaşır mesela sevmekten? Kaç karış yakındır nefrete? Ya da  Kaç karış kaçmıştır ruhundan? Yitirilmiş bir mesafe ölçüsü, Yitirilmiş bir tanıma karşılık Duygulardan arınmış bir kalp… 05.01.2025   03.32

Kadın Tanır

  Aynı oluyor gözleri, Aynı büyüyor daireleri, Hareketleri hızlanıyor , Sesi aynı şekilde yükseliyor, Ellerindeki damarlar                   Hep aynı şekilde katılaşıyordu. Bir erkek, Bir kadına vurmadan hemen önce… Siz, Aynı nefesi tanıdınız mı? Aynı titreklikle karşı koymaya çalışırken                sesinizi duygusuzlaştırarak                 güçlü görünmeye çalıştınız mı? Şiddetin geleceğini beyin tanımaz, Duygular da yakıştırmaz… Şiddeti; Kadının parmak uçlarındaki                     korkunun    hissizliği, Sesindeki güçlü rolü yapan cılızlığı, Göğsünün sağ tarafındaki sızı, Göz bebeklerinin                    dairesinin duvarlarına sarılışı, Ayaklarının istemsiz geri gitmesi tanır. Kadın tanır şiddeti… Ten tene değmeden Vücudunda...

Aşk Bulaştı Kalbimize

Gürültülü duvarlarla örtülü İnsan işi ışıklı karanlıkta, Yapmacık ruhlar arasında Yalnızken kalabalık içinde, Aşk Bulaştı Kalbimize... Yaşanmışlıkların güvenli alanına sığınıp Gözyaşlarımızı saklarken                   hikayelerimizin arasında, Mutluluklarımızı haykırabileceğimiz Üzüntülerimizi arkamıza atabileceğimiz                      bizi bulunca, Kıyısı bize vurdu gecenin ve Aşk Bulaştı Kalbimize.. Süslü cümlelerle boğulmadan, Çocuksu bencilliklerimiz         buldu birbirimizi. Bir avuç kalbimizi tartıp Bir ömür sevda çıkınca kaderimizde Aşk Bulaştı Kalbimize... Yalnızlığı çok severken Seni sevmeden önce, Şimdi ve gelecekte Aşk Bulaştı Kalbimize... 02.02.2024     02.16

Güvercini öldürmek

Kirpiklerin nefes almaya başlayınca Önce kalbin nefes almayı bırakıyor ve hissedemiyorsun çırpınan kanatlarını. Islandıkça yanakların Daha çok üşüyor göğsün                       aldığın her bir nefeste. Üşüdükçe tenin, Daha az nefes alıyorsun. Kemiklerinle örülü kafesinde Güvercininin canına kast ediyorsun,                      gençliğinin tecrübesizliğiyle. Sınıyorsun onu Tarifini bilmediğin duygular, Miktarını tarif edemediğin acılarla. Ona öğretiyorsun en baştan Acıyı tanımayı, Yüzleşmeyi, Kabullenmeyi, Ve belki ölmeyi... 31.01.2024

Sınanmak

Eliyle araladı perdeyi, Sıyırdı gölgesini  camdan. Güneşle doğan her renk, Mahkumdu geceleri               siyahla süpürülmeye. Ama her saat kavuşturmaz mıydı               akreple yelkovanı? Bir tarafta kavuşmak , Bir tarafta  böylesine ayrılık… Cevabı yoktu hiçbir kaldırım taşının. Cevabı yoktu hiçbir solan yaprağın. Belliydi, Her aşk siyahta solarak sınanacak, Her gün yeniden doğmaya zorlanacaktı.  Her saat aşkla kavuracak, Sadece seni sınayacaktı. Aşk bu değil miydi… 11.12.2023 01.58

Gece

Gece açan çiçek Güzelliğini vurmaz gözlere. Çünkü her çiçek  Zehir zemheridir                gece uyumayan kişiye. Kaç kulaç gece gündüze? Kahve neden daha acı? Sözler susmaz mı gece? Uykusuzluk çökse de dibimize Mutlak bir karıştıranımız olur                                     her saatte. Kirpiklerinin rimeli Ruhunun sükuneti terk eder                                     o vakitte. Kalabalıklar sessiz Karanlık bir o kadar ıslak olur                                     gözlerimizde. Bu yüzden, Güzellik deme yıldızların şehvetine Onlar sadece parlar dizelerinde. F.S.

Cenneti bilmiyorum ben

Cenneti bilmiyorum ben. Seni cennet sanardım. Bu yüzden  Sana baktıkça gülümserdim  ben. Cenneti bilmiyorum ben. Seninle bağırarak şarkı söylemek Aynı anda aynı kelimelere dokunmak Çokça özlemek,  Özleyince kavuşmak sanardım ben. Bu yüzden  Elime yüzüme sevmek bulaşırdı hep. Cenneti bilmiyorum ben. Ama seni sevmeyi  Çok öteden tanırım ben. 

Gece işte

Pamuk ipliğiyle bağlı, Mutluluk ile  Gözyaşı arasındaki mesafe... Hele de gece ise.. Gece işte. Dört duvarın Duyguları hapseden rolünün, Özgürlüğe kanat çırpamadan Gözyaşına düştüğü saatler. Gece işte. Arzuların vücut bulmadığı an                   Sadece gözyaşıyla yeşeren, Uyuyamadığın her an                  Kulaklarında üzüntülerin çınladığı, Sabaha dokunan her saatte                  Mutluluğa geç kaldığın bir vakit. Gece işte. Umut edip yola çıktığın, Yolda kaldığın saatler... Kısacası Gözyaşından bir nefes öncesi.. 14.01.2023

Saklanma

Bedenler değil        ruhunu aşka hapseden. Gözleriyle gülen cümleler, Aklında kalan ten kokusu, Birlikte verilen yanlış kararlar.. Söyle haydi.. Kalbinin soğuk odalarını, Bir avuç kelebek mi ısıttı? Ustası korkuların olan  Emek emek ördüğün duvarlarını, Kim yıktı? Saklanma.. Saklandıkça görülecek , Kaçtıkça büyüyecek.. Bırak asılı kalsın korkuların, Hayatın akrep ve yelkovanında... 26.12.2022

Her şey mümkün

Tüm mevsimleri yaşamak mümkün. Başarı mümkün mesela Para mümkün. Dünyayı karış karış gezmek, Geceleri uzatmak, Gündüzleri kısaltmak mesela             Her şey mümkün... İçinde sevmek olmayan             Her şey mümkün..

Sorma Bana

Sorma bana                nasıl olduğumu, Bahanelerim tükenmekte. Kısa cümleler kuramıyorum. Birikmiş kelimelerimle savaşıyorum. Bugünün içinde çırpınıp Anıların gürültüsünü                   susturmaya çalışıyorum. Sorma bana Uykunun neden oruç tuttuğunu. Sevilmek değmediğinden kalbine, Mutlulukla sınanmadığından Ve bırakmadığından  sahiplendiği huzursuzluğunu. Sorma bana. Giden gitti. Kalmak zor işti.  Söylediklerimizin esirliğini, Sustuklarımızın ağırlığı gölgeledi..   F.S.

Alma şemsiyeni

Alma şemsiyeni. Islandıkça büyümüyorsun. Büyüdükçe hep aynı yerden kırılmıyorsun. Çünkü, Her sonbaharda aynı yaprakları dökmüyor Her baharda aynı yerden                     yeşermiyorsun. Alma şemsiyeni. Islan, toprağı döven yağmurda benimle. Adımların kaçmaya çalışacak. Aldırma.. Özgürlük her zaman korkutacak Sevmek her zaman cesaret isteyecek. Alma şemsiyeni. Kelimelerimizi saklayalım Ama kendimiz saklanmayalım hayattan. 03.09.2022

İstiyorsun

Düşmesin istiyorsun. Sevgi cambazı Güveninin pamuk ipliğinde. Gece olmasın istiyorsun. Aydınlığa yürümeyi bilmeyen Acemi ruhların nezdinde. Sadakat ağır gelmesin istiyorsun. Sevdiğin hiçbir bedene, Sevdiğin hiçbir vakitte.. Aşk kelimesi eskimesin istiyorsun. Ne yanlış zamanda, Ne yanlış kişide. Eksilmesin istiyorsun. Ama eksiliyor.. Gözlerinden şiir, Kulaklarından müzik eksilircesine... F.S.

Demiştin

Hiçbir hayatı            bu kadar bekleme demiştin. Ben anlamadan birkaç nefes önce. Evet. Bu kadar beklememeliydim. Ben herkes önce iyileşir, Sonra sever zannederdim. Eskimiş hiçbir hayat                 sevgiye bulaşmaz zannederdim. Yaralarını sevgiyle silen                 senin silüetine bürünmüş                              insanlar tanıyana dek. Evet. Ben, bu kadar temiz de sevmemeliydim. Sen söylemiştin. Her şeyi söylemiştin de, Ben        Onlar için söyledin zannetmiştim. Yanılmışım.. Ben         Bu kadar acı da yanılmamıştım..

Papatyaların katili ben olmak istemiyorum.

Aşkı değil, Seni yaşamak isterdim. Parmak uçlarımı Hayallerinde gezdirmeyi, Dolunayın aydınlığını Hilalin gölgesini önemsemeksizin                   geceleri seninle sahiplenmeyi, Bana yazılmış tüm yalnızlığı  Kucağına bırakmayı isterdim. Yalnızlığıma ses, Ruhuma kalabalık, Gözlerime umut ol isterdim. Umut değen gözlerim sana gülsün Sen dudaklarınla cümlelerime dokun isterdim. Parfümün kokusu geçene dek değil Tenimin kokusunca sev isterdim. İsterdim ki Sen de sev. Çünkü.. Papatyaların katili ben olmak istemiyorum..

Eski

Geceler var ki Sessizdir, Yalındır, Sesi biraz kadifemsi,                 kokusu biraz eskidir.. Sen bilir misin "eski" nasıl kokar? Biraz ekşimsidir                    Yazı anımsatır.. Biraz tozludur                   Anılarını anımsatır.. Biraz nemlidir                   Yağmurları anımsatır.. Mesela her bir gölgesinde                  Kat izleri vardır.. Peki, Gece neden eski kokar bilir misin? Çünkü yarını değil Geçmişi yaşatır.. Bu yüzden Eski kokar işte,                      yalnız bir gece...

o şarkı

O şarkıyı bulmak önemliydi. Dans ederken kendini kaptıracağın, Isıtmak için koyduğun suyu unutup Elinde doldurulmayı bekleyen bardak ve Sevdiğin birkaç bitkiyi harmanladığın                                   çaydanlığı kenara bırakıp Sadece kendin olabildiğin şarkıyı.. Kimseyi umursamadan, Kalbini değersizleştirecek kimseyi                                                                        duymadan, Hakettiğin değeri kendinde bulduğun şarkıyı. Hayatı insanlarla değil,             müzikle             tarçın kokusuyla             ayaklarını uydurduğun                      ...

Yazmak istedim

Yazmak istedim.           Gözlerimin arkasına sakladığım           Omuzlarımı ağrıtan yanımı. Bir zamanlar, Yüzümde açan mora çalan yeşilin           Gözlerime düşürdüğü korkuyu. Bir zamanlar ise, Yalanlarla örtülü sözlerin            İçime düşürdüğü kuşkuyu.. Yazmak istedim. Umudun da acıların fondöteni olduğunu. Bu yüzden umut eden gözlerde                    Acıları göremediğinizi. Göremediğiniz her acıyla öğrenilen, Sevmek için     mütemadiyen aldanmak gerektiğini.. Yazmak istedim... Unutmadığınızı. Sadece Zamanın alışmaya , İnsanın yalnızlığa gebe olduğunu..

-diye

Bitirmedim başladığım kitabı. O da yarım kalsın istedim. Noktam olmasın istedim             Hiçbir sözde ve hiçbir eylemde. Sadakatle zihnimde benimsedim seni yine Kaybetmeye çare olmadığını                                      Bile bile.. Soğuk kahve içmeyi sevmezsin diye Yalanlar söyledim kendime.       Beklemek ağır gelmesin                 Kahvenin sıcaklığı gitmesin diye.. Bir mum yaktım. Kaydederken               o da konuşmayı sevmez diye. Sessizlikte tek başıma susmayayım, Bana yarenlik etsin diye. Bana bazen         Tutuşmak kolay gelir de Yanmak tek başına kolay değil diye. Plak seçtim bir tane. Kalabalıklar içinde dinlemedik diye. Biz susalım       Sezen bize anlatsın diye. Biz susalım        Yarım kalmış ...

Unutmadım

Unutmadım.. Ne beni derin uykumdan uyandıran        kaybedişlerin kök saldığı kâbusları, Ne de okuduğum masallardaki        biçilmiş mutlu sonları. Unutmadım.. Tutulmamış sözlerimizin Ele verilmemiş sırlarımızın Mecburiyet örtüsü örtülmüş              Unutmalarımızın olduğunu.. Unutmadım.. Kalabalıklar tılsımını kaybedince  Birbirimizin kelimelerine sığındığımızı. Şarkıları sesimizde eskittiğimizi, Her şarkıyı          bir şiire gölge ettiğimizi. Ve sadece Zaman,           bizsiz kanat çırptıkça                             Eksileceğimizi..

Anlat isterdim

Anlat isterdim .. Onların düşünmeden yaşadığı Bizim ise saatlerimizi verdiğimiz           Dünyanın tüm renklerini.. Anlat isterdim.. Çocukken leblebi tozunu                      Sevip sevmediğini, Hayallerini Fırfır pervane uçururken mi kurduğunu, Çocukluğunu Hangi şarkıya sığdırdığını.. Hangi tekerlemeleri söylediğini.. Anlat isterdim.. İnanmaktan korktuklarımın Güvenmekten yorulduklarımın                     Gerçek olmadığını... Her unuttuğumuz üzüntüyle Geçmişimizi kaybettiğimizi Ama Geleceğimizi kazandığımızı.. Anlat isterdim.. Ama yalan söyleme.. Her şeye inanırım da Onu duyduğumda çok iyi tanırım...

Siyahta gitmek

Hava ne zaman siyaha çalsa Uyumak isterim... Çünkü Gündüz gitmeyi bilmez insanlar, Geceye saklar tüm cümlelerini.. Ruhlar bu yüzden gece hastalanır, Bedenler ise sabah hasta uyanır.. O sabah, Aydınlık bulsa da bana kendimi Seni bulmak dahil olmaz buna.. Yatak çekiştirir dört bir yanımdan Tuz parça kırılmış                   gözyaşı kokan  tenimi.. Sonra kuşlar konuşur balkondan Çatlamış dudaklarım gülümsesin diye, Güneşin ışıkları vurur Gözlerimin buğusu silinsin diye.. Ne zaman uyanmak istemesem                     Bir sonraki güne Yaşamak çalar kapımı yine.. Konuşur elbet benimle . Sevmek, yaşama dahil değilmişcesine...

Sen

Gecenin sabrının çiğ olduğu saatlerde Cümleler dürüstlüğe mecburken Biz,         kelimelerimizi özgürleştirecektik .. Saatlerimiz uzun paltosuyla gelip Kucaklayınca belinden bizi,               Hayallerimizde cümleleri eritecektik.. Bahara kabuk tutmuş Kışın soğuğunu unutmuş gözlerimize           Uykuyu sığdıramayacaktık.. Telaslanacaktık belki de.. Çocukluğumuz tutacaktı. Köşede kalmış sevgimizi Cümlelerimizin saçını çekerek anlatacaktık..          Sen gözlerin kısılasıya gülecektin  Çocukluğumuzun cesaretine.. Benden sakınmadığın                 Gülümsemenin mürekkebi Üstüne başına dert olacaktı çocukluğumun. Yayılıverecekti yanaklarıma. Ellerim biçare kalacak            Silmeye çalıştıkça                   Sen olacaktı tenim.. Ve  Her gece Kahve yerine...

Bulmak

Buldu ruhum               Anılarımdaki ücra köşeleri.. Avuç avuç karıştırırken seneleri, Sarıldı bekleyeduran                        unutulmuş heyecanına.. Ruhumun soğuktan kırılmış teninde, Gezdirdi heyecanım                    umudun kokusu sinmiş ellerini... Kırağı çalmış ruhumun duvarlarını Dinlemedi sesinin dizeleri.. Uykunun erteleyemediğim örtüsü, Dakikalarımı telaşa sürükledi.. Sitem ettiğim ısınmayan battaniyeme Her köşesinden özlemek sindi.. Dert edindi bilmediğim hücrelerim                 Özlemeyi.. Dert edindi bilmediğim bahar                 Kışın gitmeyişini.. Dert edindi tanımadığım dizeler                 Yazmayı seni..

Beklemek kolaydı

Beklerken kolaydı. Gelecek için seni sevmek, Senin sevmen için doyasıya özlemek , Konuşmak yerine dizelere dökülmek, Gecenin üç beş saatini senin için esnetmek.. Beklerken kolaydı. Güneşin gece karşısında savaşını izlemek, Mesafeleri bir telefonla yok etmek, Kelimeleri o gün için eritmek Ve  Sadece senin olmayı istemek.. Beklerken kolaydı. Yokluğuna alışmamak. Alışmamak için vakit bulamamak. Beklerken kolaydı. Beklediğim insanı sen sanmak.. Kendimi buna inanarak oyalamak.. Ama Beklerken kolay değildi. Vazgeçince kolaydı..            Kendim için vazgeçince anladım... F.S.

Bir şemsiye unutulmak için var

Bir şemsiye unutulmak için var. En kolay savaş ilanı, En kolay cesaret savaşı, ve En kolay özgürlük hissi... Bir şemsiye unutulmak için var. Çünkü yağmur, Ayaklarından önce saçlarını Pantolonundan önce yanaklarını ıslatır. Ve ruhun sadece bu anda                      düşünmek yerine yaşamayı seçer. Bir şemsiye unutulmak için var. Çünkü sen sadece, Kelimelerinle sakladığın kalbine Göz bebeklerinle örttüğün yorgunluğuna Gülümsemenle ertelediğin gözyaşlarına Kafa tutabildiğinde nefes alırsın. Bir şemsiye unutulmak için var. Çünkü ; Her zaman güçlü olmak zorunda  Her zaman kurallarla yaşamak zorunda Her zaman saklanmak zorunda                    olmadığımızı bilmelisin...